11 Aralık 2015 Cuma

Nacho Monreal

Nacho Monreal'i bilir misiniz? Arsenal'in sol beki. Geçen ay İngiliz medyasında bazı ropörtajları yayınlandı. Kıssadan hisse, bize verilen mesajlar var. 

Arsene Wenger bir istikrar adamıdır. Karar verir ve uygular. Uzun vadeli planlar yapar. Bu planlar içerisinde oyuncuların kariyer planlamaları da vardır. Bir oyuncusuna "bu benim sol bekim olacak" dediyse, olana kadar uğraşır. Kötü dönemlerinde onun güvenini zedeleyecek oyuncu seçimleri yapmaz, arkasında durur. Bu yüzden "maçı" da kaybetmeyi göze alır. Lakin baştan söyleyeyim, bu tarif ettiğim bilgiler, Nacho Monreal'i anlatmıyor. Enteresan tarafı da bu.

Andre Santos faciasından sonra, İngiliz Milli takımının da kadrosunda bulunan ama vasat oyunculuktan öteye gidemeyen Kieran Gibbs için bir alternatif oyuncu ihtiyacı doğmuştu. Yukarıda anlattım oyuncu aslında Gibbs'ti. Gibbs'le forma rekabeti yapacak, onun önüne geçmeyecek ve iş görecek bir oyuncu ihtiyacı... Zaten o ihtiyaç sebebiyle de Andre Santos gelmiş ama olmamıştı. Bir gün bir baktık Malaga'nın sol beki, Arsenal'e imza atmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam, 10 milyon pound civarında bir meblağ karşılığında... İlk etapta İngiliz medyası da Monreal'den ne bekleyeceğini oturtamadı. 


Monreal'in Arsenal kariyeri de öyle şaşalı başlamadı zaten. 3 hafta Gibbs oynuyor, 1 hafta Monreal oynuyordu. Zaten planlanan oydu. Oradaki esas adam Gibbs'ti. Gibbs sağlıklıysa oynuyordu ama ekseriyetle sağlıklı kalamıyordu.
Arsenal geçen yıla 2 stoperle başladı. Yedek rotasyonunu zorlama oyuncularla kapatmaya çalıştı. Chambers, Debuchy gibi esasında bek oyuncuları dönem dönem yama olarak stoper oynatıldılar. Lakin bir de sol stoper ihtiyacı vardı, o işi de Monreal idare etmeye başlıyordu. İngiltere'de 4 hafta sakat kalırsanız muhtemelen 6-7 maç kaçırırsınız. Koscielny sakatlanınca da, böyle bir periyodu Monreal oynamak zorunda kaldı. Güçlü değil, hızlı değil, zaten stoper değil... Monreal başlarda gerçekten zorlandı. Hatta tek başına maç verdiği de oldu. 2-3 maça vasata yaklaştı, kalan 3-4 maçta da stoperde kimin olduğu hissedilmeyen başarılı maçlar oynadı. Zaman geçti, Koscielny iyileşti, formayı geri aldı. 

İşte Monreal için tarihi kırılma da tam o arada oldu zira bu sefer de Gibbs sakatlanmıştı. Geçen sene tam devre arası, Monreal düzenli olarak bek oynamaya başladı. Bu sefer geçmiş dönemlerden farklı olarak, hazırdı, maç eksiği yoktu ve her ne kadar stoper oynamış olsa da, oynamış olmanın verdiği bir özgüven vardı. Arsenal ligin 2. yarısında, tamamı Monreal'in sok bekliğinde Avrupa'nın en yüksek galibiyet yüzdelerinden birine ulaştı. Gibbs dönmüştü ama artık kenarda bekliyordu. Ve sezon finali olan FA kupası finalinde de -bence- takımın en iyi oyuncusu olarak sezona noktayı koydu.

Bugün artık ligin en iyi sol beki kabul ediliyor. Arsenal'de artık sol bekin hataları değil, asistleri konuşuluyor. Peki ilk geldiğinde dökülen, o seviyenin oyuncusu olmadığını ortaya koyan sporcu, aynı değerlerle, nasıl Premier ligin en iyi sol beki olabiliyor? Bunu kendi de söylüyor zaten, "Her ne kadar stoper de oynasam, oynuyor olmam önemliydi. Sol bekte yakalayamadığım oyun devamlılığını, stoper oynayarak yakaladım ve sol beke geçtiğimde artık zinde, hazır, güvenli bir şekilde oynayabildim..."

Bizim Türkiye'de sahip olamadığımız noktalardan biri de bu. Karar verip gözümüzü kapatamıyoruz. Zira karar verirken de kendimize güvenmiyoruz. Yeninin albenisi bizi çoğu zaman eldekinden de mahrum ediyor. Kusursuzu ararken, verimliden de oluyoruz. Monreal dünyanın en iyi sol beki mi? Hayır. Dünyanın en iyi sol beklerinden biri mi? Düşünsen bir dolu isim sayarsın. Lakin icraata baktığında en azından Premier ligin bütün sol beklerinin üzerinde bir üretimi var ve artık sol beke problemler üzerinden bakılmıyor. Al-Unut oyuncu tipi bu. Alırsın ve unutursun. Takımın düzeni işliyorsa geri adım atmaz. Kaybettirmez, kazandırmaz. Oyunun odağı o değildir çünkü. Çok da faydalıdır oysa.

Ben böyle adamlara bayılırım, Monreal'e de bayılırım. Monreal - Özil - Sanchez üçgenleri, sanat eseri değeri taşır. Sol bek, sol iç, sol açık üçgenini kurarlar, sabaha kadar seni ortada döndürürler, en zayıf anında Sanchez'i veya Monreal'i kaçırırlar, atak sonuca ulaşmıştır. Bu üçgene ayak uydurmak için iyi futbolcu olacaksın zaten, orası ayrı. 

Peki Gibbs'e yapılan yatırım ne oldu? Artık kenarda bekliyor. Skorun korunması gerektiğinde Monreal'in önüne 2. bek olarak giriyor ve artık sırasını bekliyor. 5-6 sene ona yatırım yapıldı, karşılığını veremedi. O kadar süreyi de Wenger'den başkası da vermezdi zaten. Çöpe atılmış da değil esasında ama artık işi çok daha zor.

Monreal Arsenal'e transfer olduğunda İspanya Milli takımı oyuncusuydu. O bocalama devresinde kadronun dışında kaldı. Şimdi tekrar kadroya dönmüş durumda. Muhtemelen Avrupa Şampiyonası'nda da izliyor olacağız. Koscielny'nin sakatlığı, takımın sol bek sorununu çözdü. Nereden nereye...



2 yorum: